İyi Parti’nin, ‘deprem bölgesinde meydana gelen sel felaketi’ne ilişkin genel görüşme önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

İyi Parti’nin, “Deprem bölgesinde meydana gelen sel felaketi”ne ilişkin genel görüşme önergesi TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. İyi Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, “Siz ne zamanki problemle karşılaşıyorsunuz, afet meydana geliyor ondan sonra çözüm üretmeye çalışıyorsunuz yani tersten gidiyorsunuz. ‘Yağmur yağdı ne yapalım, Allah’tan geldi, takdiri ilahi, yapacak bir şey yok, yaralar sarılacak merak etmeyin, devlet burada.’ İnanın bunları duymaktan bıktık, usandık, yorulduk. Önce tedbir alacağız ondan sonra havale edeceğiz” dedi.

İyi Parti’nin “Deprem bölgesinde meydana gelen sel felaketi”ne ilişkin genel görüşme önergesinin bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesine ilişkin grup önerisi, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önerinin gerekçesini açıklayan İyi Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar şunları söyledi:

“Çadırların nereye kurulacağını dahi belirleyemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız”

“Yine bir felaketle uyandık. Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremde Maraş’ı bugün Ebrar Sitesi’yle hatırlıyoruz, Hatay’ı Rönesans Rezidans ile hatırlıyoruz, Diyarbakır’ı Galeria’yla hatırlıyoruz, Adıyaman’ı Grand İsias Otel’iyle hatırlıyoruz. Buna son halkayı da maalesef dün yaşadık. O da Şanlıurfa’daki Abide Meydanı. Depremlerin belki gününü tespit etme şansımız yok, olacağı yeri biliyoruz ama ne zaman olacağını bilmiyoruz. Ama rüzgarla ilgili, yağmurla ilgili, sel felaketleriyle ilgili daha önceden tahmin etmek mümkün. Zaten meteoroloji uzmanları da bunun geleceğini önceden haber verdiler. Daha çadırların alanlarını tespit ederken bile bilime dikkat etmediğiniz ortada. Diyarbakır’da Dicle’nin kenarında Bismil yolunda çadırkent kuruyorsunuz. Hava muhalefetlerinden dolayı bunu başka bir yere taşımaya çalışıyorsunuz. Çadırlar içerisine girilemeyecek şekilde suyla tanıştılar. Maalesef ikinci bir afete maruz kaldılar. Çadırların nereye kurulacağını dahi belirleyemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Şartlar sizi çok zorluyorsa hiç olmazsa altlarına drenajlarını yaparsınız.

“Depremde dediniz ‘kader’ ama tedbir almadığınız için bu felakete dönüştü”

Bugün Abide Kavşağı’nın altında kayıplarımızı arıyoruz. Neden biliyor musunuz? Depremde dediniz ‘kader’ ama tedbir almadığınız için bu felakete dönüştü. Bugün de bununla ilgili siz, özellikle şehirlerin içerisini betonlaştırarak böyle kalaylı kazan gibi yaptınız. Siz de biliyorsunuz ki betonun sürtünme gücü düşük, yağmur yağdığı andan itibaren su hızlıca yürüyor, tam tersine şiddeti de artıyor. Hâlbuki bakın, Urfa milattan önce bile, Roma döneminde bile bu tür sel felaketlerine maruz kalmış, o günden beri Urfa’yı uyarıyorlar. O zamandan, Jüstinyen’den beri buralarda bentler yapılıyor, bununla ilgili önlemler alınıyor ama siz bugün yaptığınız imar çalışmalarıyla, oluşturduğunuz şehir düzeniyle, yaptığınız kavşaklarla âdeta sele davetiye çıkarıyorsunuz; bunun bilimle izah edilebilir bir yanı yok.

“Siz ne zamanki afet meydana geliyor ondan sonra çözüm üretmeye çalışıyorsunuz yani tersten gidiyorsunuz”

Hepimiz biliyoruz özellikle bu bölgelerde yağmur suları ile pis su kanallarının aynı hat üzerinde olduğunu biliyoruz. Bu hatların taşıması zaten mümkün değil. Aynı şekilde yol çöktü, hepiniz ekranlarda gördünüz, bundan önce gördüğümüz filmin aynısı. Menfezler veya köprülerin önüne rüsubatlar geldi yığıldı, arkada baraj oluştu, köprü dayanamadı, hepsiyle beraber gitti. Hani böyle paralı yolları yaptınız övünüyorsunuz ya, bakın, bu harcadığınız her kuruş tüyü bitmemiş yetimin hakkı. Bir şeyi yaparken doğru düzgün yapacaksınız, bilime, fenne inanacaksınız, bunun dışında yaptığınız her şey boş. Bugün de özellikle yani su basmayan çadırkent kalmadı. Önce bunların altyapısının hazırlanması lazım hem çadırkentler açısından hem konteynerkentler açısından hem kalıcı konutlar açısından altyapıyı yapmadan üstyapıyı yapmak mümkün değil. Özellikle altyapıyı yapmamız lazım ki orada ne kadar nüfus yaşayacak, o nüfusun oluşturacağı giderler dâhil kanalizasyonu, yağmur suyu, alanı, bölgesi bunların tamamı hesaplanabilir.

Siz ne zamanki problemle karşılaşıyorsunuz, afet meydana geliyor ondan sonra çözüm üretmeye çalışıyorsunuz yani tersten gidiyorsunuz. ‘Yağmur yağdı ne yapalım, Allah’tan geldi, takdiri ilahi, yapacak bir şey yok, yaralar sarılacak merak etmeyin, devlet burada.’ İnanın bunları duymaktan bıktık, usandık, yorulduk. Önce tedbir alacağız ondan sonra havale edeceğiz.” 

“6 Şubat’ta yaşadığımız doğal bir afet doğal olmayan bir felakete dönüşmüştür”

CHP Osmaniye Milletvekili Baha Ünlü ise şunları söyledi:

“Korkunç felaketi ben de ilim Osmaniye’de yaşadım. Depremin ilk anından itibaren Osmaniye’de, sahada ve il deprem koordinasyon merkezinde enkaz altındaki tüm hemşerilerimizi sağ salim kurtarmak ve dışarıda kalan vatandaşlarımızın barınma ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için il örgütümüzle seferber olduk. Bu zor süreçte bölgeye gelerek destek veren Genel Başkanımıza, milletvekillerimize, ilgili kurumlara ve CHP’li olsun olmasın tüm belediyelere yürekten teşekkür ederim. 6 Şubat’ta yaşadığımız doğal bir afet maalesef doğal olmayan bir felakete dönüşmüştür.

Osmaniye’de korkunç deprem felaketinde kimsenin kabul etmediği, affedemediği ve hâlâ kabullenemediği bir üç günümüz oldu. İlk üç gün bölgeye yardımlar gecikmiş ve enkaz kurtarma çalışmaları bir kaosa dönüşmüştür. Fakat, burada asıl önemli konu deprem öncesi ihmallerin büyüklüğü ve deprem sonrası beceriksizliğin, izansızlığın ve liyakatsizliğin büyüklüğüdür. Örneğin, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın ‘Osmaniye’de arama kurtarma çalışmaları sonlandırıldı’ açıklamasından sonra bir bina enkazının altından 60 vatandaşımız çıkarılmıştır.

“Esnafın bankalara, esnaf kefalet kooperatiflerine olan borçları; kira, fatura ve vergi gibi borçları hazine tarafından karşılanmalıdır”

Otuz gün geçmesine rağmen depremin yaşandığı diğer illerde olduğu gibi seçim bölgem Osmaniye’de de eksiklikler hâlen devam etmektedir. Osmaniye’de 17 bin hasarlı binamız var, bu sebeple çadır ve konteyner ihtiyacımızın bir an önce karşılanması gerekmektedir. Vatandaşlarımız hâlen zor koşullarda yaşamını sürdürmektedir. Bir an önce barınma sorunu çözülmelidir. 15 bin 768’i seçim bölgem Osmaniye’de olmak üzere diğer illerle birlikte 260 bin esnafımız depremden etkilenmiştir. Ekonomik kriz ve pandemi sonrası henüz toparlanamayan esnafımız bir de deprem felaketini yaşamış ve yok olmaya mahkûm edilmiştir.

Bu sebeplerle esnafın bankalara, esnaf kefalet kooperatiflerine olan borçları; kira, fatura ve vergi gibi borçları hazine tarafından karşılanmalıdır ve Osmaniye’de esnafımızın yıkılan ya da oturulamayacak durumda olan iş yerleri için acil olarak konteyner ve prefabrik çarşı kurulmalıdır.” (ANKA) 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir